10 Ağustos 2016 Çarşamba

BÖLGESEL ZAYIFLAMADA TEDAVİ PROTOKOLLERİ


Günümüz kentli yaşam akışında hızlı ve düzensiz beslenme, hareketsizlik ve çevresel faktörlere (tarımsal ve hayvansal gıdaların üretim biçimi,saklama koşulları,koruyucu maddeler,allerjenler,içtiğimiz su,soluduğumuz hava vb) bağlı ortaya çıkan metabolik değişimler nedeniyle “kilo problemi” fiziksel ve psikolojik sağlığımızı etkileyerek yaşam kalitemizi bozmaya devam ediyor.
  
İçinde bulunduğumuz sıcak ve nemli bu yaz günlerinde danışanlarımızdan gelen sorular arasında “bölgesel zayıflama”öncelikli yer alıyor.
  Sağlıklı bölgesel zayıflamada metabolizmaya bütüncül yaklaşım ve olumsuz etmenleri ortadan kaldırmak, eş zamanlı gerçekleştirilen medikal estetik uygulamalar ile daha hızlı ve etkin sonuçlar elde etmek tedavimizin temeli.
   
Bölgesel zayıflama; yağ hücrelerinin parçalanması (lipoliz) ,kan ve lenf dolaşımının hızlandırılarak parçalanan yağ asitlerinin drenajının sağlanması,vücudun daha fazla oksijenlenlenmesi ile dokuların yenilenmesi esasına dayalı tedavi protokollerinden oluşur.

Aqualyx intralipoterapi ve lipoliz (cerrahisiz yağ parçalama işlemi) tedavisi ile bacak iç yanları,basen,karın çevresi ve sırt ,kollar,gıdı gibi bölgesel yağlanmalardan birkaç seansta kurtulmak, parçalanan yağ hücrelerinin vücuttan uzaklaştırılmasını LPG ve lenf drenaj-pressoterapi işlemleri ile kan ve lenf dolaşımının hızlandırılmasını, Karboksiterapi olarak adlandırılan bölgesel CO2 gazı verilerek dokuya daha fazla oksijen hücum etmesini , sıkılaşmasını sağlamak mümkün.

Aqualyx içerdiği safra asidleri (örn:desoksikolanik asit ) ile kullanımı son derece güvenli,yağ hücrelerini parçalama yeteneği olan bir maddedir. Bölgeye göre ince uçlu mezoterapi enjektörleri veya kanül yardımıyla yağ dokusuna homojen biçimde uygulanabilmektedir.

 AQUALYX tedavisinin avantajları:

                    İlk seanstan itibaren ölçülebilir incelme,
                    Az sayıda seans ile gerçekçi ve etkin sonuç
                    Cerrahi girişim olmadan ağrısız,dikişsiz uygulanması
                    Anestezi gereği olmaması


FDA belgeli tek endermoloji cihazı olan LPG uygulamasında cihazın hareketli başlıkları yardımıyla vücutta kan ve lenf drenajı sağlanır, yağ hücreleri harekete geçerek parçalanır ve idrar yoluyla vücuttan atılır.

“Lokal lipodistrofı’’ bilinen ismiyle Selülit; kan ve lenf dolaşımının bozulması nedeni ile yağ moleküllerinin dokularda düzensiz dağılımı ve su tutması neticesinde meydana gelen patolojik durumdur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, bol sıvı alımı tedavide önemli olsa da kafein,phosphocol,gluconate gibi etken maddeler içeren mezoterapi uygulamaları ile ciltte ve ciltaltı dokuda yer alan düzensiz portakal kabuğu görünümü ve çatlakların kesin tedavisi sağlanır.

Dr. Pelin TAŞKIRAN




SÜPER BESİN ÇÖREK OTU

Binlerce yıldır yaygın olarak kullanılmakta olan çörek otu ' kutsanmış tohum' olarak isimlendirilmektedir. Süper besin değerine sahip olan çörek otu; antioksidan, linoleik asit, oleik asit, kalsiyum, sodyum, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum ve A, B, C vitaminlerince zengin bir besindir. Çörek otu içerisinde bulunan timokinon sayesinde birçok hastalık tedavisinde kullanılmaktadır.

Çörek otunun sağlık üzerine etkileri;
  • Antioksidan
  • Anti-iflamatuar
  • Anti Diyabetik
  • Antihipertansif
  • Antitümör

KALP DOSTU

Yapılan araştırmalara göre çörek otu kardiyovasküler hastalıklara neden olan kötü kolesterol (LDL) seviyesini düşürürken aynı zamanda kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Bilimsel çalışmalar bu besinin kalp hastalıklarına yol açan homosistein oranını düşürdüğünü söylemektedir.

KANSERE KARŞI KORUYUCUR

Çörek otu içeriğinde ki timokinon sayesinde kansere karşı koruyucudur. Antioksidan içeriği sayesinde çörek otu yağı tümör hücrelerinin küçülmesine yardımcı olmaktadır.

İNSÜLİN DİRENCİNİ DÜŞÜRÜR

Çörek otu tohumuyla yapılan çalışmalarda, çörek otu tohumunun hem hücre içi hem de hücre dışında anti diyabetik etkisi olduğu görülmüştür. Çörek otu glikozun hücrelere taşınmasını sağlayarak kan şekerini düşürür.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR

Çörek otu bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Çörek otu, obezitenin bağışıklık sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak doğal öldürücü hücre aktivitesini uyarmayı, T hücresi ve makrofaj aktivitesini içermektedir. Yapılan çalışmalar çörek otunun lenfosit hücre sayısını artırıcı etkisinin kullanılan doza bağlı olduğunu göstermektedir.

Vitamin ve mineral deposu olan bu muhteşem besinle tanışma vaktin gelmedi mi? :)

Diyetisyen Selvi Akman

6 Ağustos 2016 Cumartesi


KARABUĞDAYIN 5 FAYDASI

Buğday, pirinç ve arpa gibi tahıllardan farklı olan karabuğday kuzukulağıgillerden bir bitkidir. Geçmişi çok eskilere dayanan bir bitki olup Orta Asya kökenlidir. Ülkemiz de özellikle Konya bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

Popülerliği ve tüketimi her geçen gün artan karabuğday, yüksek düzeyde protein, özellikle tahıllarda sınırlı miktarda bulunan lisin, diyet lifi, vitamin B1 ve E, mineraller ve linoleik asit gibi temel çoklu doymamış yağ asitlerini içermektedir.

Karabuğdayın besin içeriğinin yanı sıra sağlık üzerindeki etkileri:

ÇÖLYAK HASTALARI İÇİN KARABUĞDAY

Karabuğday proteinleri albumin ve globulin bakımından zengin iken glutelin ve prolamin içeriği bakımından fakirdir. Bu nedenle karabuğday gluten içermez. Gluten içermemesi ve yüksek protein içeriğinden dolayı çölyak hastalı için güvenli bir besindir.

KALP-DAMAR HASTALIKLARINI DESTEKLER

Karabuğday kandaki kötü kolesterolün ( LDL ) seviyesini düşürmeye yardımcı olarak kalp-damar hastalığı riskinizi azaltır. Aynı zamanda antioksidan özelliğinden dolayı kan damarlarında hasarı engeller.

TİP2 DİYABETİ RİSKİNİZİ AZALTIR

Karabuğday posa ve magnezyum içeriği sayesinde tip2 diyabetin önlenmesinde ve tedavi edilmesinde önemli bir etkisi vardır. Karabuğdayda yüksek düzeyde bulunan dirençli nişasta miktarı kan şekerinin kontrol edilmesine yardımcı olur.

OBEZİTE KARŞI KARABUĞDAY

Karabuğday yüksek lif ve protein içeriği sayesinde tokluk hissinin daha uzun sürmesini sağlar. Özellikle açlık duygusunu bastırması nedeniyle son yıllarda yapılan çalışmalarda diyette kullanıması büyük oranda artmıştır.

YÜKSEK ANTİOKSİDAN İÇERİĞİ

Özellikle yüksek rutin içeriğine sahip olan karabuğday yüksek antioksidan aktivitesi , fenolik asitler, flavonoidler, fitik asit, vitamin B1, B2 ve E, glutatyon, karotenoidler, fitosteroller içerir. Karabuğday zengin antioksidan içeriği ile kansere karşı koruyucudur. Aynı zamanda yüksek oranda bulunan fenolik bileşik tanenler enfeksiyon riskinizi azaltır.

 Faydalarını öğrendiğine göre bu harika besini salata ve çorbalarına eklemeye ne dersin? :)

Diyetisyen Selvi Akman

26 Mayıs 2016 Perşembe

SAĞLIKLI SAÇLAR İÇİN SAĞLIKLI BESLEN !






Herkes sağlıklı saçlara sahip olmak ister. Hormonal değişiklikler, stresli ve kaygılı dönemler, bazı hastalıklar ve düzensiz beslenme saçın zarar görmesine ve kaybına neden olur. Saçınızın daha dolgun ve parlak görünüme sahip olması için beslenmenizde olması gerekenler:

Demir , vücutta oksijen taşınımına yardımcı olduğu için vücudun depoladığı demir düzeyindeki eksiklik saçınızın dökülmesine sebep olabilir. Bu durum doğuştan var olabileceği gibi, ağır regl dönemleri veya demir bakımından zengin gıdaların tüketilmemesi ile ortaya çıkabilir. Saçınız dökülüyorsa kan testi ile demir düzeyinizi ölçtürünüz. Demir düzeyiniz düşükse her gün demir bakımından zengin olan gıdaları tükettiğinizde demir depolarınız düzenli olarak artar.
Demir bakımından zengin gıdalar : yağsız kırmızı et, karaciğer, derisiz tavuk, yumurta, bakliyat özellikle kuru fasulye ve nohut, tofu, yeşil yapraklı sebzelerdir. Bunları tüketirken yanında C vitamini içeren besinleri almayı unutmayınız. C vitamini hem demir emilimini kolaylaştırır hem de kan dolaşımının sağlıklı olmasını sağlar. Böylece saç köklerinin beslenmesine yardımcı olur. C vitamini içeren besinler: yeşil biber, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, patates, domates, muz, çilek ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

Çinko, güçlü bir antioksidandır. Vücuttta bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve dokuların onarımında rol oynar. Beslenmesinde çinko içeren besinlere yer vermeyenlerde saç dökülmesi ve saç renginde değişiklik olarak belirtileri ortaya çıkar. İyi çinko kaynakları: yağsız kırmızı et, derisiz tavuk, balık, yumurta, tam tahıllı besinler, ceviz, badem, ay çekirdeği ve kuru fasulyedir.

Folik Asit, kan yapımı ve hücre fonksiyonları için gerekli bir vitamindir. Folik asit eksikliğinde saç hücrelerinin beslenmesi zorlaşır. Bu durum saçınızın zayıflamasına ve dökülmesine neden olur. En iyi folat kaynakları: koyu yeşil yapraklı sebzeleri, ıspanak, bezelye, baklagiller, tam tahıllı besinler, portakal, limon, çilek ve kirazdır. B12 vitamini eksikliği de saç dökülmelerine sebep olabilir. Yağsız kırmızı et, deniz ürünleri, yumurta ve süt ürünleri tüketerek B12 eksiklikleri tamalayabilirsiniz.

Biotin, folik asit, B12, pantotenik asit ve demirin kullanımını kolaylaştırır. Bu nedenle saçınız inceliyorsa sebebi biotin eksikliği olabilir. Ayrıca biotin eksikliği tırnak kırılmalarına yol açabilir. Saç köklerinizin daha iyi beslenmesi ve daha sağlıklı görünümlü saçlar için biotin bakımından zengin besinleri tüketiniz. İyi biotin kaynakları : yumurta, tam buğday, az yağlı peynir, balık, yağsız kırmızı et, derisiz tavuk, fıstık ve bademdir.

Omega-3, yeterli almadığınızda saç kökleriniz beslenemez ve saç kayıpları ortaya çıkabilir.
Omega -3 yağ asidi içeren besinler keten tohumu, ceviz, somon balığı, sardunya, tuna balığı ve semiz otudur. 


Diyetisyen Selvi Akman






25 Mayıs 2016 Çarşamba

Mimiklere bağlı (gülme-konuşma) burun ucunun aşağı çekilmesi nasıl önlenebilir?
Mimiklere bağlı olarak (konuşma, gülme sırasında) burun ucunu aşağıya doğru çeken kasın lokal BOTOKS uygulaması ile bloke edilmesi mümkündür.
Burun dolgusu uygulaması öncesi yapılan burun ucu botoks, istenilen estetik sonuca daha kolay ulaşmamızı sağlar.
Burun dolgusu, ameliyatsız estetik uygulamaları içerisinde yer alır. Genel anestezi gerektirmeyen bir işlemdir. Uygulama yaklaşık 10-15 dakika kadar sürer ve uygulama sonrasında günlük rutin yaşantınıza dönebilirsiniz, iyileşme süresine ihtiyaç duyulmaz.
Burun dolgusu uygulamalarında ne kullanılmaktadır?
Yüz dolgusu uygulamalarında olduğu gibi, burun dolgusu estetik amaçlı uygulamalarda kullanılan en yaygın ve en güvenilir hyaluronik asit türevlerinden oluşur. Ürünün kalıcılığı ve hasta güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması için kliniğimizde en kaliteli hyaluronik asit türevi dolguları tercih etmekteyiz.
Burun dolgusu estetiğinin kalıcılığı ne kadar sürer?
Kullanılan dolgu türü ve miktarına, bireyin biyolojik süreçlerine bağlı olarak dolgunun kalıcılık süresi 9 - 18 ay arasında değişmektedir.
Bizim yapmış olduğumuz ameliyatsız burun estetiği uygulaması 10-15 dakika sürmektedir ve 18 ay kadar yapılan işlemin dayanıklılığı devam etmektedir. Dolgunun etkisi geçtikten sonra tekrar aynı uygulama yapılarak burun estetiği sonucu devam ettirilebilir.
 Burun dolgusu ile neler yapılabilir?
·         Burun ucu kaldırılır.
·         Burun asimetrisi düzeltilir.
·         Burun eğriliği tamamen giderilir veya hafifletilir.
·         Burun sırtı düzleştirilir.
·         Burun estetiği ameliyatı sonucu oluşan problemler giderilir.
·         Burun kanadı çukurları düzeltilir.

*Tüm bu uygulamalar ve diğer öncül işlemler için, hastanın detaylı ön muayenesi gereklidir.
Ameliyatsız Burun Estetiğinin Avantajları:
·         Genel anestezi gerektirmez, risk taşımaz.
·         İşlem süresi 10-15 dakika kadar sürer.
·         Ameliyat olmaktan kaçınan hastalar için ideal bir çözümdür.
·         İşlem sonrası ağrı olmaz.
·         Uygulama sonrasında günlük hayata devam edilir, iyileşme süreci için beklemek gerekmez.
·         Burun estetiği ameliyatlarına göre fiyatı oldukça uygundur.

Burun dolgusunun yan etkileri (komplikasyonları) nelerdir?
Yüze yapılan dolgu işlemlerinin tüm olası yan etkileri burun dolgusu için de geçerlidir. Deri altı kanama, ekimoz, enfeksiyon, granülom oluşumu, alerjik reaksiyon bu komplikasyonlar içerisinde yer alır.
Bu saydığımız komplikasyonların oranları yok denecek kadar azdır. Burun dolgusu işleminin istediğiniz sonuçta çıkması için uygulamanın klinik şartlarda ve aynı zamanda, burun anatomisi, burun estetiği konusunda tecrübeli uzman hekim tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Dr. Pelin TAŞKIRAN

13 Nisan 2016 Çarşamba

TATLI KRİZİ İÇİN TATLI DOZLAR


   

Diyet yapıyorsunuz ve canınız tatlı çekiyorsa korkmayın! Peki bu tatlı krizlerini nasıl kontrol altına alabilirsiniz? Tatlı ihtiyacınızın arttığı bu durumlarda öncelikle sakin olunuz ve diyet programınızda ani değişiklikler yapmak yerine tatlı dozlarla bunu kontrol ediniz. 


Kriz anında tüketebileceğiniz 7 tatlı doz:

1-Taze meyveler, kuru kayısı, kuru incir, hurma, kuru erik gibi tatlı ama sağlıklı atıştırmalıklara tercih ediniz.
2-Tatlıdan alacağınız kaloriyi azaltmak ve daha az miktarda tatlı tüketmek için kuru meyve, kuru yemiş ve tarçını blenderdan geçiriniz ve top şeklini veriniz. Bir top şeklinde light sütünüzle beraber tüketebilirsiniz.
3-İstediğiniz bir meyveyi küp küp kestikten sonra tarçına bulayıp fırında pişirerek yiyebilirsiniz.
4- Sevdiğiniz meyveyi çöp şişe geçirerek, eritilmiş bitter çikolataya batırınız ve buzdolabının buzluk kısmında donmaya bırakınız. Ara öğün saatinizde ½ porsiyon meyve olarak tüketiniz.
5- Light yoğurdun üzerine tarçın serpebilirsiniz. Hatta isterseniz taze veya kuru meyveleri ve kuru yemişleri karıştırınız.
6-Çikolata tüketmek istiyorsanız kesinlikle bitter çikolata tercih ediniz. Light sütlü kafeinsiz kahve ve iki küçük kare bitter çikolata ile tatlı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.
7- Hamur tatlıları yerine meyveli ve sütlü tatlıları tercih etmeniz size yaklaşık 200 kalori kazandırır.

Diyetisyen Selvi Akman 





METABOLİZMANIZ YAVAŞ MI ÇALIŞIYOR?


Metabolizma hızı yaşa, cinsiyete, kas yoğunluğuna, vücudundaki yağ miktarına ve egzersiz yapma durumuna göre değişebilir. Kilo vermek için metabolizmayı hızlandırmak gerekir. 
Peki , metabolizmayı hızlandıran etkenler nelerdir?

1- Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayınız. Kahvaltı yapmanız metabolizmanızı % 15-20 oranında artırmaya yardımcı olacaktır. ' Uyanınca bir şey yiyemiyorum' veya 'zamanım yok' diyorsanız bir bardak süt içiniz, meyve veya 1 avuç kuru yemiş yiyiniz, metabolizmanız çalışmaya başlasın, sonra kahvaltınızı yaparsınız.

2- Vücudun susuz kalması metabolizmanızı yavaşlatır. Çay, yeşil çay ve kahve içmek metabolizmanızın hızlanmasını sağlar ancak bu içecekler su yerine tüketilmemelidir. Her gün vücudunuzun ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda su tüketiniz. Eğer su içmekte zorlanıyorsanız günlük içeceğiniz su içine taze nane yaprakları, çubuk tarçın, elma ya da limon ekleyerek suyunuzu tatlandırabilirsiniz.

3- Öğün atlamanız ve uzun süre aç kalmanız durumunda metabolizmanız daha yavaş çalışır. Bunun için öğünlerinizi az az ve sık sık tüketiniz. Günlük planınıza göre düzenleyeceğiniz ara öğünler kan şekerinizi dengeler, böylelikle iştahınızı kontrol edebilirsiniz.

4- Metabolizmanızı hızlandırmak için öğünlerinizin bir tanesinde yağsız dana eti, hindi, balık, tavuk, yumurta, süt, yoğurt gibi protein tüketiniz. Diyetinizde düzenli kalsiyum içeren yiyeceklerin alınması, metabolizmanızı hızlandırır. Bu nedenle beslenmenizde süt ve yoğurt tüketimine özen gösteriniz.

5- Diyetinizde düşük glisemik indeksli besinlere yer veriniz. Beyaz ekmek, beyaz pirinç, patates, mısır gevreği gibi besinlerin yerine tam tahıllı ekmek ve tam buğday ekmeği tercih ediniz.

6- Yemeklerinize ilave edeceğiniz kırmızı biber, sarımsak, zencefil ve hardal tohumu metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olur.


7- Düzenli egzersiz yaparak metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz. Uykusuzluk metabolizmanızı yavaşlatır. Bu nedenle günde 7-8 saat uyumaya özen gösteriniz.  

Diyetisyen Selvi Akman