1 Eylül 2016 Perşembe

KURBAN BAYRAMINDA BESLENME


Akrabaların ve dostların bir araya geldiği bayram tatilleri birçok kişinin beslenme düzenini değiştiriyor. Değişen beslenme alışkanlıklarımız sonrasında geri dönüşümü zor olan hasarlara yol açabilir. Özellikle kurban bayramında et miktarının yanı sıra tatlı, şeker ve çikolata tüketimi sindirim ve boşaltım sisteminde önemli rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu nedenle kalp damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan kişiler bayramlarda yediklerine ve içtiklerine dikkat etmeleri gerekiyor.

Peki, Kırmızı eti nasıl tüketmeliyiz?

Sağlıklı et tüketimi için veteriner kontrolü yapılan hayvanın etini tercih ediniz. Kurbanda kesilen hayvanın eti yeterince dinlendirilmeden tüketildiği için sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle kurban eti en az 24 saat buzdolabında dinlendirildikten sonra tüketilmelidir. İlk gün kurban eti yerine bayram öncesi alınan yağsız veya az yağlı et tüketilmelidir.

Kırmızı eti nasıl saklamalıyız?

Etler çok çabuk bozulabilen riskli besinlerdir. Bu nedenle korunması ve saklanması sağlığınız açısından önemlidir. Etler küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine konulmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde saklanan etler buzlukta -2 derecede birkaç hafta, derin dondurucuda ise -18 derecede uzun süre saklanabilir. Etler tüketileceği zaman oda ısısında açık bırakılacak şekilde değil, yine buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalıdır.

Kurban Bayramında Nasıl Beslenmeliyiz?

Güne hafif bir kahvaltı ile başlayınız.

Gün içinde kırmızı et tüketilebileceği için yumurta yerine az yağlı peynir tüketilmelidir. Kahvaltınızda mutlaka domates, salatalık, yeşil biber, maydanoz , dereotu, taze nane gibi besinleri tüketmeyi ihmal etmeyiniz. Tatlı tüketimi olarak bal, reçel yerine taze veya kuru meyve tercih ediniz.

Ara öğünleri atlamayınız.

Bir sonraki öğünde fazla miktarda yemeyi önlemek ve gün içerisinde kan şekeri dengesini sağlamak için sağlıklı ara öğünler yapınız. Böylece bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlı ve çikolata tüketimini kontrol edebilirsiniz. En iyi ara öğün seçenekleri olarak taze veya kuru meyve, az yağlı süt, yoğurt, kepekli grissini tüketiniz.

Kızartmalar yerine haşlama veya ızgara et tercih ediniz.

Bayramda tüketilen et miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerine de dikkat ediniz. Etlerin pişirilmesinde haşlama veya ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, özellikle ızgara et pişirilmesinde et ile ateş arasındaki mesafe olacak şekilde etler pişirilmelidir. Etli sebze yemekleri kendi yağı ile pişirilmeli, ilave yağ eklenmemelidir.

Sebze ve meyve tüketmeyi unutmayınız.

Kurban bayramında fazla miktarda et ve şeker tüketilmesinden dolayı sebze ve meyve tüketimi ihmal edilmektedir. Özellikle akşam yemeğinde zeytinyağlı sebze yemeği veya salata ile birlikte yoğurt tüketiniz. Demirden zengin olan kırmızı et yanında C vitamini içeren sebze ve meyve ile birlikte tüketilirse demir emilimi artmaktadır.

Tatlı tüketimine dikkat ediniz.

Bayramlarda artan tatlı tüketimi ile birlikte sindirim sistemi problemleri ve kısa sürede hızlı kilo alımları olmaktadır. Bu nedenle tatlı tercihlerinizi sütlü, meyveli tatlılardan yana kullanınız. Şerbetli tatlı tüketiminde porsiyon küçültmeye gitmelisiniz.
Su içmeyi unutmayınız.

İkram edilen çay, kahve gibi içecekler suyun yerini tutmamaktadır. Günde en az 8-10 bardak su içilmelidir. Asitli, gazlı içeceklere hayır denilebilmelidir.

Yürüyüş yapmayı ihmal etmeyiniz.

Bayram boyunca metabolizmanın düzeli çalışması için günde en az 30 dakika yürüyüş yapınız.

Sağlıklı bayramlar :)

Diyetisyen Selvi Akman






31 Ağustos 2016 Çarşamba

SONBAHARA PÜRÜZSÜZ BİR CİLTLE GİRMEYE NE DERSİNİZ?

Güneşin zararlı ışınları,sigara,ilaçlar gibi çevresel stres faktörlerinin ya da yanlış kozmetik ürün kullanımının etkisiyle cildinizde oluşan lekelerin ve yaz aylarında nem kaybına bağlı gelişen kırışıklıkların gündeme geldiği sonbaharda, cildinizin temel sağlığına, doğal ışıltısına kavuşmasını sağlayacak lazer yenileme ve hydra-mezoterapi tedavi protokolleri ile pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.


Yüzeyelleşen kılcallar, melanin pigmentinin aktivasyonu ve lokal birikimi ile oluşan lekelerin barındığı cildin epidermis (yüzeyel) tabakasını yenileyen, eş zamanlı kontrollü bir dermal (derin tabaka) yarar ile cildin yenilenmesini ve sıkılaşmasını sağlayan, kollajen ve elastin üretimini tetikleyen 4D rejuvenasyon tedavi protokolleri sayesinde yerleşik, derin ve koyu pigmentasyon lekelerinin, güneşin yarattığı yeni olumsuz (fotoaging) etkilerin ortadan kaldırılabilmesi klinik şartlarında mümkün olmaktadır.
Erb-Yag Lazer teknolojisi ile gerçekleştirilen “light peel” ve medium peel” uygulamaları cilt dokusunu yenilemek, Qswitched Nd-Yag teknolojisi kullanılarak uygulanan "Laser Skin Toning" tekniği cilt tonunu dengelemek, gençlik ve canlılık kazandırmak için kullanılan klinik medikal lazer tedavilerin temelini oluşturmaktadır.


Gelişen lazer teknolojileri sayesinde cildin yüzeyden derine tüm katmanlarına ulaşarak doku onarımını ve yeni bir cilt oluşumunu sağlamak mümkün olabilmektedir.
Kimyasal peelinglerin ve benzeri cilt bakım işlemlerinin ulaşamadığı derinliğe, güvenli ve kontrollü bir şekilde ulaşıp etki sağladığı için cildin ph dengesini bozmadan onararak hızlı ve başarılı sonuclar elde edilebilmektedir.
 Tedavi bölgesindeki ciltte gözle görülür iyileşme kısa sürede sağlanmakta,kombin tedavi protokolleri ile pigment ve vasküler lezyonlar, sivilce ve yara izlerinin görünümü hızla azalmaktadır .

Melasma,enflamasyona bağlı hiperpigmentasyon ve diğer pigment artışı ile oluşan cilt problemlerinde (Güneş  lekeleri,ilaçların yan etkisine bağlı lekeler,epilasyon sonrası oluşan lekeler) #Lightoceane içeren preperatlar ile mezoterapi uygulamaları tedavi protokollerine eklenir. Cilt lekeleri azalırken bir yandan kollajen üretimi artarak cildin sıkılaşması sağlanır.


DAHA ÇOK HYALURONİK ASİT, DAHA GENÇ VE IŞILTILI BİR CİLT 

Yaz güneşinin kuruttuğu cildiniz Hyaluronik Asit (HA) bazlı, bitki kök hücre deriveleri içeren  Mezoterapi tedavileri ve medikal cilt bakımları ile nemini geri kazanarak daha sağlıklı, ışıltılı ve capcanlı bir görünüm kazanabilir.
Cilt altına (intradermal) ince iğne uçlu özel enjektörler yardımıyla uygulanan Hyaluronik asit , ciltteki hacim kaybını restore ederek ,ince çizgileri gidermek , derin katlantıları doldurmak ve yaşlandıkça yer çekimine bağlı oluşan "yorgun ve mutsuz" görünümü düzeltmek amacıyla mezoterapi tedavi protokolleriyle birlikte uygulanır.
Hyaluronik Asit (HA) cildin dermis tabakasında bulunduğu alanda molekül çapının yaklaşık 1000 (bin) katı kadar su tutarak cildin gerginliğini ve ışıltısını sağlama potansiyeline sahiptir.
Dudak çevresi, kaş arası,alın, malar bölge (elmacık kemikleri) ,yüz ovali, çene ucu, dekolte ve el üstünde klinik şartlarda ve işin ehli hekimler tarafından güvenle uygulanabilen HA deriveleri , Aquashine (cilt altı vitamin enjeksiyonları) ile birlikte cildin temel sağlığını ve bakımını sağlamada uygulaan altın standart tedaviler arasında yer almaktadır.

Dr.Pelin Taşkıran
Medikal Estetik Hekimi

SONBAHARA PÜRÜZSÜZ BİR CİLTLE GİRMEYE NE DERSİNİZ?

Güneşin zararlı ışınları,sigara,ilaçlar gibi çevresel stres faktörlerinin ya da yanlış kozmetik ürün kullanımının etkisiyle cildinizde oluşan lekelerin ve yaz aylarında nem kaybına bağlı gelişen kırışıklıkların gündeme geldiği sonbaharda, cildinizin temel sağlığına, doğal ışıltısına kavuşmasını sağlayacak lazer yenileme ve hydra-mezoterapi tedavi protokolleri ile pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.

Yüzeyelleşen kılcallar, melanin pigmentinin aktivasyonu ve lokal birikimi ile oluşan lekelerin barındığı cildin epidermis (yüzeyel) tabakasını yenileyen, eş zamanlı kontrollü bir dermal (derin tabaka) yarar ile cildin yenilenmesini ve sıkılaşmasını sağlayan, kollajen ve elastin üretimini tetikleyen 4D rejuvenasyon tedavi protokolleri sayesinde yerleşik, derin ve koyu pigmentasyon lekelerinin, güneşin yarattığı yeni olumsuz (fotoaging) etkilerin ortadan kaldırılabilmesi klinik şartlarında mümkün olmaktadır.

Erb-Yag Lazer teknolojisi ile gerçekleştirilen “light peel” ve medium peel” uygulamaları cilt dokusunu yenilemek, Qswitched Nd-Yag teknolojisi kullanılarak uygulanan "Laser Skin Toning" tekniği cilt tonunu dengelemek, gençlik ve canlılık kazandırmak için kullanılan klinik medikal lazer tedavilerin temelini oluşturmaktadır.


Gelişen lazer teknolojileri sayesinde cildin yüzeyden derine tüm katmanlarına ulaşarak doku onarımını ve yeni bir cilt oluşumunu sağlamak mümkün olabilmektedir.
Kimyasal peelinglerin ve benzeri cilt bakım işlemlerinin ulaşamadığı derinliğe, güvenli ve kontrollü bir şekilde ulaşıp etki sağladığı için cildin ph dengesini bozmadan onararak hızlı ve başarılı sonuclar elde edilebilmektedir.
 Tedavi bölgesindeki ciltte gözle görülür iyileşme kısa sürede sağlanmakta,kombin tedavi protokolleri ile pigment ve vasküler lezyonlar, sivilce ve yara izlerinin görünümü hızla azalmaktadır .

Melasma,enflamasyona bağlı hiperpigmentasyon ve diğer pigment artışı ile oluşan cilt problemlerinde (Güneş  lekeleri,ilaçların yan etkisine bağlı lekeler,epilasyon sonrası oluşan lekeler) #Lightoceane içeren preperatlar ile mezoterapi uygulamaları tedavi protokollerine eklenir. Cilt lekeleri azalırken bir yandan kollajen üretimi artarak cildin sıkılaşması sağlanır.


DAHA ÇOK HYALURONİK ASİT, DAHA GENÇ VE IŞILTILI BİR CİLT 

Yaz güneşinin kuruttuğu cildiniz Hyaluronik Asit (HA) bazlı, bitki kök hücre deriveleri içeren  Mezoterapi tedavileri ve medikal cilt bakımları ile nemini geri kazanarak daha sağlıklı, ışıltılı ve capcanlı bir görünüm kazanabilir.

Cilt altına (intradermal) ince iğne uçlu özel enjektörler yardımıyla uygulanan Hyaluronik asit , ciltteki hacim kaybını restore ederek ,ince çizgileri gidermek , derin katlantıları doldurmak ve yaşlandıkça yer çekimine bağlı oluşan "yorgun ve mutsuz" görünümü düzeltmek amacıyla mezoterapi tedavi protokolleriyle birlikte uygulanır.

Hyaluronik Asit (HA) cildin dermis tabakasında bulunduğu alanda molekül çapının yaklaşık 1000 (bin) katı kadar su tutarak cildin gerginliğini ve ışıltısını sağlama potansiyeline sahiptir.
Dudak çevresi, kaş arası,alın, malar bölge (elmacık kemikleri) ,yüz ovali, çene ucu, dekolte ve el üstünde klinik şartlarda ve işin ehli hekimler tarafından güvenle uygulanabilen HA deriveleri , Aquashine (cilt altı vitamin enjeksiyonları) ile birlikte cildin temel sağlığını ve bakımını sağlamada uygulaan altın standart tedaviler arasında yer almaktadır.

Dr.Pelin Taşkıran
Medikal Estetik Hekimi

10 Ağustos 2016 Çarşamba

BÖLGESEL ZAYIFLAMADA TEDAVİ PROTOKOLLERİ


Günümüz kentli yaşam akışında hızlı ve düzensiz beslenme, hareketsizlik ve çevresel faktörlere (tarımsal ve hayvansal gıdaların üretim biçimi,saklama koşulları,koruyucu maddeler,allerjenler,içtiğimiz su,soluduğumuz hava vb) bağlı ortaya çıkan metabolik değişimler nedeniyle “kilo problemi” fiziksel ve psikolojik sağlığımızı etkileyerek yaşam kalitemizi bozmaya devam ediyor.
  
İçinde bulunduğumuz sıcak ve nemli bu yaz günlerinde danışanlarımızdan gelen sorular arasında “bölgesel zayıflama”öncelikli yer alıyor.
  Sağlıklı bölgesel zayıflamada metabolizmaya bütüncül yaklaşım ve olumsuz etmenleri ortadan kaldırmak, eş zamanlı gerçekleştirilen medikal estetik uygulamalar ile daha hızlı ve etkin sonuçlar elde etmek tedavimizin temeli.
   
Bölgesel zayıflama; yağ hücrelerinin parçalanması (lipoliz) ,kan ve lenf dolaşımının hızlandırılarak parçalanan yağ asitlerinin drenajının sağlanması,vücudun daha fazla oksijenlenlenmesi ile dokuların yenilenmesi esasına dayalı tedavi protokollerinden oluşur.

Aqualyx intralipoterapi ve lipoliz (cerrahisiz yağ parçalama işlemi) tedavisi ile bacak iç yanları,basen,karın çevresi ve sırt ,kollar,gıdı gibi bölgesel yağlanmalardan birkaç seansta kurtulmak, parçalanan yağ hücrelerinin vücuttan uzaklaştırılmasını LPG ve lenf drenaj-pressoterapi işlemleri ile kan ve lenf dolaşımının hızlandırılmasını, Karboksiterapi olarak adlandırılan bölgesel CO2 gazı verilerek dokuya daha fazla oksijen hücum etmesini , sıkılaşmasını sağlamak mümkün.

Aqualyx içerdiği safra asidleri (örn:desoksikolanik asit ) ile kullanımı son derece güvenli,yağ hücrelerini parçalama yeteneği olan bir maddedir. Bölgeye göre ince uçlu mezoterapi enjektörleri veya kanül yardımıyla yağ dokusuna homojen biçimde uygulanabilmektedir.

 AQUALYX tedavisinin avantajları:

                    İlk seanstan itibaren ölçülebilir incelme,
                    Az sayıda seans ile gerçekçi ve etkin sonuç
                    Cerrahi girişim olmadan ağrısız,dikişsiz uygulanması
                    Anestezi gereği olmaması


FDA belgeli tek endermoloji cihazı olan LPG uygulamasında cihazın hareketli başlıkları yardımıyla vücutta kan ve lenf drenajı sağlanır, yağ hücreleri harekete geçerek parçalanır ve idrar yoluyla vücuttan atılır.

“Lokal lipodistrofı’’ bilinen ismiyle Selülit; kan ve lenf dolaşımının bozulması nedeni ile yağ moleküllerinin dokularda düzensiz dağılımı ve su tutması neticesinde meydana gelen patolojik durumdur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, bol sıvı alımı tedavide önemli olsa da kafein,phosphocol,gluconate gibi etken maddeler içeren mezoterapi uygulamaları ile ciltte ve ciltaltı dokuda yer alan düzensiz portakal kabuğu görünümü ve çatlakların kesin tedavisi sağlanır.

Dr. Pelin TAŞKIRAN




SÜPER BESİN ÇÖREK OTU

Binlerce yıldır yaygın olarak kullanılmakta olan çörek otu ' kutsanmış tohum' olarak isimlendirilmektedir. Süper besin değerine sahip olan çörek otu; antioksidan, linoleik asit, oleik asit, kalsiyum, sodyum, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum ve A, B, C vitaminlerince zengin bir besindir. Çörek otu içerisinde bulunan timokinon sayesinde birçok hastalık tedavisinde kullanılmaktadır.

Çörek otunun sağlık üzerine etkileri;
  • Antioksidan
  • Anti-iflamatuar
  • Anti Diyabetik
  • Antihipertansif
  • Antitümör

KALP DOSTU

Yapılan araştırmalara göre çörek otu kardiyovasküler hastalıklara neden olan kötü kolesterol (LDL) seviyesini düşürürken aynı zamanda kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Bilimsel çalışmalar bu besinin kalp hastalıklarına yol açan homosistein oranını düşürdüğünü söylemektedir.

KANSERE KARŞI KORUYUCUR

Çörek otu içeriğinde ki timokinon sayesinde kansere karşı koruyucudur. Antioksidan içeriği sayesinde çörek otu yağı tümör hücrelerinin küçülmesine yardımcı olmaktadır.

İNSÜLİN DİRENCİNİ DÜŞÜRÜR

Çörek otu tohumuyla yapılan çalışmalarda, çörek otu tohumunun hem hücre içi hem de hücre dışında anti diyabetik etkisi olduğu görülmüştür. Çörek otu glikozun hücrelere taşınmasını sağlayarak kan şekerini düşürür.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR

Çörek otu bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Çörek otu, obezitenin bağışıklık sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak doğal öldürücü hücre aktivitesini uyarmayı, T hücresi ve makrofaj aktivitesini içermektedir. Yapılan çalışmalar çörek otunun lenfosit hücre sayısını artırıcı etkisinin kullanılan doza bağlı olduğunu göstermektedir.

Vitamin ve mineral deposu olan bu muhteşem besinle tanışma vaktin gelmedi mi? :)

Diyetisyen Selvi Akman

6 Ağustos 2016 Cumartesi


KARABUĞDAYIN 5 FAYDASI

Buğday, pirinç ve arpa gibi tahıllardan farklı olan karabuğday kuzukulağıgillerden bir bitkidir. Geçmişi çok eskilere dayanan bir bitki olup Orta Asya kökenlidir. Ülkemiz de özellikle Konya bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

Popülerliği ve tüketimi her geçen gün artan karabuğday, yüksek düzeyde protein, özellikle tahıllarda sınırlı miktarda bulunan lisin, diyet lifi, vitamin B1 ve E, mineraller ve linoleik asit gibi temel çoklu doymamış yağ asitlerini içermektedir.

Karabuğdayın besin içeriğinin yanı sıra sağlık üzerindeki etkileri:

ÇÖLYAK HASTALARI İÇİN KARABUĞDAY

Karabuğday proteinleri albumin ve globulin bakımından zengin iken glutelin ve prolamin içeriği bakımından fakirdir. Bu nedenle karabuğday gluten içermez. Gluten içermemesi ve yüksek protein içeriğinden dolayı çölyak hastalı için güvenli bir besindir.

KALP-DAMAR HASTALIKLARINI DESTEKLER

Karabuğday kandaki kötü kolesterolün ( LDL ) seviyesini düşürmeye yardımcı olarak kalp-damar hastalığı riskinizi azaltır. Aynı zamanda antioksidan özelliğinden dolayı kan damarlarında hasarı engeller.

TİP2 DİYABETİ RİSKİNİZİ AZALTIR

Karabuğday posa ve magnezyum içeriği sayesinde tip2 diyabetin önlenmesinde ve tedavi edilmesinde önemli bir etkisi vardır. Karabuğdayda yüksek düzeyde bulunan dirençli nişasta miktarı kan şekerinin kontrol edilmesine yardımcı olur.

OBEZİTE KARŞI KARABUĞDAY

Karabuğday yüksek lif ve protein içeriği sayesinde tokluk hissinin daha uzun sürmesini sağlar. Özellikle açlık duygusunu bastırması nedeniyle son yıllarda yapılan çalışmalarda diyette kullanıması büyük oranda artmıştır.

YÜKSEK ANTİOKSİDAN İÇERİĞİ

Özellikle yüksek rutin içeriğine sahip olan karabuğday yüksek antioksidan aktivitesi , fenolik asitler, flavonoidler, fitik asit, vitamin B1, B2 ve E, glutatyon, karotenoidler, fitosteroller içerir. Karabuğday zengin antioksidan içeriği ile kansere karşı koruyucudur. Aynı zamanda yüksek oranda bulunan fenolik bileşik tanenler enfeksiyon riskinizi azaltır.

 Faydalarını öğrendiğine göre bu harika besini salata ve çorbalarına eklemeye ne dersin? :)

Diyetisyen Selvi Akman

26 Mayıs 2016 Perşembe

SAĞLIKLI SAÇLAR İÇİN SAĞLIKLI BESLEN !






Herkes sağlıklı saçlara sahip olmak ister. Hormonal değişiklikler, stresli ve kaygılı dönemler, bazı hastalıklar ve düzensiz beslenme saçın zarar görmesine ve kaybına neden olur. Saçınızın daha dolgun ve parlak görünüme sahip olması için beslenmenizde olması gerekenler:

Demir , vücutta oksijen taşınımına yardımcı olduğu için vücudun depoladığı demir düzeyindeki eksiklik saçınızın dökülmesine sebep olabilir. Bu durum doğuştan var olabileceği gibi, ağır regl dönemleri veya demir bakımından zengin gıdaların tüketilmemesi ile ortaya çıkabilir. Saçınız dökülüyorsa kan testi ile demir düzeyinizi ölçtürünüz. Demir düzeyiniz düşükse her gün demir bakımından zengin olan gıdaları tükettiğinizde demir depolarınız düzenli olarak artar.
Demir bakımından zengin gıdalar : yağsız kırmızı et, karaciğer, derisiz tavuk, yumurta, bakliyat özellikle kuru fasulye ve nohut, tofu, yeşil yapraklı sebzelerdir. Bunları tüketirken yanında C vitamini içeren besinleri almayı unutmayınız. C vitamini hem demir emilimini kolaylaştırır hem de kan dolaşımının sağlıklı olmasını sağlar. Böylece saç köklerinin beslenmesine yardımcı olur. C vitamini içeren besinler: yeşil biber, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, patates, domates, muz, çilek ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

Çinko, güçlü bir antioksidandır. Vücuttta bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve dokuların onarımında rol oynar. Beslenmesinde çinko içeren besinlere yer vermeyenlerde saç dökülmesi ve saç renginde değişiklik olarak belirtileri ortaya çıkar. İyi çinko kaynakları: yağsız kırmızı et, derisiz tavuk, balık, yumurta, tam tahıllı besinler, ceviz, badem, ay çekirdeği ve kuru fasulyedir.

Folik Asit, kan yapımı ve hücre fonksiyonları için gerekli bir vitamindir. Folik asit eksikliğinde saç hücrelerinin beslenmesi zorlaşır. Bu durum saçınızın zayıflamasına ve dökülmesine neden olur. En iyi folat kaynakları: koyu yeşil yapraklı sebzeleri, ıspanak, bezelye, baklagiller, tam tahıllı besinler, portakal, limon, çilek ve kirazdır. B12 vitamini eksikliği de saç dökülmelerine sebep olabilir. Yağsız kırmızı et, deniz ürünleri, yumurta ve süt ürünleri tüketerek B12 eksiklikleri tamalayabilirsiniz.

Biotin, folik asit, B12, pantotenik asit ve demirin kullanımını kolaylaştırır. Bu nedenle saçınız inceliyorsa sebebi biotin eksikliği olabilir. Ayrıca biotin eksikliği tırnak kırılmalarına yol açabilir. Saç köklerinizin daha iyi beslenmesi ve daha sağlıklı görünümlü saçlar için biotin bakımından zengin besinleri tüketiniz. İyi biotin kaynakları : yumurta, tam buğday, az yağlı peynir, balık, yağsız kırmızı et, derisiz tavuk, fıstık ve bademdir.

Omega-3, yeterli almadığınızda saç kökleriniz beslenemez ve saç kayıpları ortaya çıkabilir.
Omega -3 yağ asidi içeren besinler keten tohumu, ceviz, somon balığı, sardunya, tuna balığı ve semiz otudur. 


Diyetisyen Selvi Akman